Türkiye’de markalaşma nedir?
Ekim 11, 2009 tarihinde Taci Yalçın yazdı

Türkiye’de diyerek başlığı biraz abes bir duruma sokmamın nedeni, gerçekten Türkiye’deki markalaşma süreçlerinden bahsedecek olmam. Zira global arenada ve ülkemiz pazarındaki “branding” olayının çok farklı çizgilerde seyrettiğini düşünüyorum.
Önce “markalaşma nedir” i sorgulayalım. Aslında bunun düz ve tek bir tanımı yok. Olmamalı da. Markalaşma bir süreç işidir ve bu süreçlerin hepsi -veya birçoğu- bir araya geldiği zaman markalaşma gerçekleşir. Kısa kısa değinecek olursak;
Herhangi bir ürüne veya hizmete verilen bir ismin, zaman içinde o ürüne veya hizmete adını vermesi. (Orkid, Selpak, Cif, Google, Xerox vs.)
Herhangi bir ürüne verilen bir ismin, zaman içinde o ürünün adı anıldığında beraberinde belirmesi. (Yani pazar lideri olması. GSM - Turkcell, Kola - Coca-Cola, Blog - Wordpress)
Pazar liderinin altında konumlanmış şirketlerin markalarının pazar liderinden hemen sonra anılması. (Pepsi, Avea, Vodafone, Blogger vs.)
Çaresiz kalındığında başvurulacak ürün/hizmet olması. (Buna global olması da diyebiliriz sanırım. Örneğin geçenlerde bir turist gördüm, Amerikalıydı. Türk arkadaşları onu kebap yemeye ikna etmeye çalışıyordu. Ama o neyle karşılaşacağını bilmediğinden ve korkusundan, yolun karşısındaki McDonald’s ‘ ı işaret ediyordu. Ülkesinden kilometrelerce uzaklıkta, tadını ve kalitesini bildiği, güvendiği markayı istiyordu.)
Ne işe yaradığının -hemen- herkes tarafından bilinmesi. (İnternet kullanan birçok kişiye “elimde şöyle bir ürün var, internette satmak istiyorum, ne yapmalıyım?” sorusunu sorarsam, kuşkusuz çoğundan “gittigidiyor’a gir” cevabı alacağımda hepimiz hemfikiriz sanıyorum.)
Lovemark olması. Pazar payı, karlılık, ciro vs. gibi durumları dışarıda tutarsak, bence markalaşma adına pazar liderliğinden bile daha önemli bir durum bu. Kaç kişiye hitap ettiğiniz önemli değil, çok az bir kitlenin bile “lovemark”ı olmanız, sizin ciddi bir biçimde markalaştığınızı gösterir. (Mersin Vif Turizm pazar lideri değildir belki fakat benim lovemark’larımdan biridir, o yüzden benim için çoktan ciddi bir şekilde markalaşmıştır. Globalde bunu Virgin ürünleri için söyleyebiliriz. Çoğu şeyde pazar lideri değildir, fakat birçok kişinin de lovemark’ı olmuştur.)
Bu maddeleri zamanla daha da çoğaltacağız. Ama temel olarak markalaşmak, bu maddelerden birini veya birkaçını sağlıyor olmak anlamına gelir. Tüm bu maddelerin gittiği yer de aslında aynıdır. “Ayırt edilebilmek.”
Eğer benzer işi yapan markalardan olumlu kriterlerle, hatta bazen sadece isminizle ayırt edilebiliyorsanız, bu sizin markalaşmış olduğunuz anlamına gelir.
Türkiye’de işler nasıl yürüyor?
Aslında Türkiye’de işler biraz daha kolay. Çünkü markalaşmak için en önemli fırsat, gireceğiniz pazarın boş olması, yani sizin ilk oyuncu olma durumunuz. Bu faktör, yukarıda saydığım maddelerin birçoğunu da otomatikman beraberinde getirir. Eğer gerçekten önemli bir ihtiyacı karşılıyorsanız ve bunu başarıyla yapıyorsanız da, yukarıdakilerin tümüne sahip olabilirsiniz. Türkiye’de birçok pazar halen boş durumda ve oyuncu sayısı yüksek pazarların da birçoğunda markalaşamamış markalar top koşturuyor. Birçok pazar boş, birçok pazarda da kuru kalabalık var. Dolayısıyla ülkemizde markalaşmak, globale göre çok daha kolay ve “acısız”.
Elbette bunun için markalaşma süreçlerini doğru bilmek ve uygulamak gerekiyor. Markalaşma süreçleri de bir başka yazının konusu olsun artık.
(Yeni bir bloga başlamak kadar karmaşık bir olay yok sanırım. Her yazıda bir sonraki yazıya top atmak zorunda kalıyorsunuz.
)
Yorumlar (1)


Taci Bey Merhaba,
Yaklasik 15 yildir sektorde reklam ve iletisim alaninda cesitli ajanslarda gorev aldim. Kariyerimin son 2 yilini Dubai’de Trout & Partners sirketinde gecirdim. Muhtesem bir deneyim oldu.
Ulkemizde ne yazik ki gercek anlamda “branding” markalasma calismalari yapilmadigini anlama sansi yakaladim. Turkiye’de bir basit isimlendirme ve logo tasarimi ile oldu bitti denilen bir surec olarak goruluyor. Reklam ya da iletisim sirketlerinin altinda yapilacak bir calisma algisi var.
Oysa ki, oncesinde cok ciddi ve uzun sureli kurumsal ve sektorel arastirma ve analizlerin yapilmasi gereken, markanin rasyonel ve duygusal kimliginin bu cikan sonuclara gore olusturulmasi, rakiplere ve sektor dinamiklerine, hedeflenen kitlelere gore farklilasan bir konumlandirmanin yapilmasi ve ancak bunlardan sonra gorsel kimlik calismalarina gecilen oldukca emek sarfedilen bir surec markalasma. Her bir kelimenin, rengin, sembolun anlami ve vermek istedigi mesaj var.
Amerika ve Avrupa’da cok sayida branding ajanslari var. Hatta Orta Dogu’da bile reklam ve pr ajanslarindan ayri pek cok ajans mevcut.
Turkiye’ye dondugumden beri ben de bu konuda arastirmalar yapiyorum. Markalasmanin basli basina bir uzmanlik alani oldugu ve diger ajanslarin altinda degil de yaninda yer almasi gerektigine dair en azindan cevremi bilinclendirmeye ve musterileri bilgilendirmeye calisiyorum.
yazilariniz bu arastirmalarim sirasinda karsima cikti ve ilgimi cekti, fikirlerimi paylasmak istedim.
Saygilarimla,