Uzerimden bir Young Guns gecti!
Kasım 16, 2009 tarihinde Taci Yalçın yazdı
Boyle bir olusuma gidilecegi haber edildiginden beri, Young Guns‘la yatip Young Guns’la kalkiyor, hatta bilakis kendisiyle uzun geceler sevismelerimiz oluyordu platonik platonik. Yaklasik -neredeyse- 2 gun once Project House‘un Maslak Sun Plaza’daki pazarlama ussunde toplandik. 25 yaratici kabul edilen genc insan, 5′erli gruplara ayrildi ve icerigi bombos ama aslinda bir o kadar da dolu olan bir `young guns briefi` alarak kollari sivadi. Hic tanimadiginiz 5 kisi, 5 ayri kafa, 5 farkli stili olan insan. Her seyden onemlisi bu kisiler genc. Yani her fikri sorgulamadan kabul etmeyen, her an kavga cikarmaya musait, illaki benim dedigim olacak diye tutturan insanlar. Haa bir de diger arkadasinin fikrini begenmeme sendromu var her birinde. Ve tabii ki boyle bir ortamda birlikte gecirilecek 29 saat. Evet araliksiz 29 saat. Tam bir sinir harbi!
Neyle karsilasacagimi az cok tahmin edebiliyordum. Bu yuzden diger arkadaslar gibi pek gergin degildim. Aslina bakacak olursaniz danismanlara sorsaniz biraz fazla rahattim diyebilirim
Ama bu rahatlik isi savsakladigim, onemsemedigim anlamina gelmiyordu. Bunu onlarin anlayabildigini dusunuyorum.
Grup arkadaslarimla cok tartistik, cok bagirip cagirdik birbirimize. Herkes farkli bir sey soyluyordu. Ornegin bir arkadasim dijital pazarlama ile ilgili hicbir fikri olmamasina ragmen klasik mecralarda diretiyor, bense ona dijital pazarlamanin nimetlerini anlatmaya calisiyordum. Yani aslinda bizden istenen seyin `yeni nesil pazarlama` oldugunu, bunun da baslangicinin dijital pazarlamadan gectigini soyluyordum. Kismen de olsa anlatabildim, ama bunu sunuma tasiyamadik ne yazik ki. Bunu soyleyerek arkadasimi elestirmiyorum, sadece sunuma tasiyamama pismanligim var ondan bahsediyorum. Biraz da pismanliklarla ilerleyen bir yazi olacak sanirim bu..
Basindan beri sunumda farkli olmamiz gerektigini soyluyordum. Sonra ortaya bir fikir atildi. Aramizdan bir kisi haric herkesin kafasina yatti. Onu ikna etmekle gecen bir surec ve sonrasinda da ikna.. Sunum yapmamaya karar vermistik. Yani herkesin 20 dakika boyunca soyledigi seyleri en fazla 10 cumleye sigdirip, soru cevap kismina gececektik. Yaptik da.. Bir de diger gruplardaki `ismini onemsememe` durumu gozume carpmisti. Yani bu 5′erli gruplarin her birine PH tarafindan birer isim konmustu. Ama diger gruplar isimlerini hic kullanmiyordu. Bunu firsat bilerek, arkadaslarima yaka karti olarak isimlerimizin uzerine grup adimiz olan `pause` yazmayi onerdim. Once bir `yaa olur mu oyle sey` tarzi soylenmeler, sonra benim neden boyle bir sey dusundugumu aciklamam, sonra da ikna. Evet, bunu yapmamizin nedeni, tahmin edebildiginiz gibi aslinda bir `takim` oldugumuzu vurgulamak istememizdi. 1-2 dakika suren sunumumuz bittikten sonra da yaka kartlarimizi cikarip, altinda yazan isimlerimizle kaldik. Ve soru cevap bolumune gecildi.
Yan tarafta oturan, otoriter gorunumlu adam Yuce Zerey’mis. Sunumdan ciktiktan sonra ogrendim. Bilsem, blogunun siki bir takipcisi oldugumu soyler, kafamdaki olumlu/olumsuz elestirileri yapar, en azindan tanismis olurdum ama bilmiyordum onun oldugunu. Her neyse, oyle bir yerde oyle bir soru sordu ki, aslinda bu soruya cevabim hazirdi. Her ne kadar heyecanli gorunmesem de, biraz heyecanlandim sanirim, dikkatim dagildi ve o soruya o cevabi veremedim.
Soru suydu.. `Eee sunum bu kadar mi yani? Bir musteriye boyle mi sunum yapacaksiniz?`
Atladigi nokta suydu. Biz aslinda hedef kitlemiz olarak `genc nesile, yeni nesile ulasmak isteyen markalari` belirlemistik. Yani yeni nesile ulasmak isteyen ama ulasamayan markalar, yeni nesil reklam insanlarini kullanacaklardi. Kullanmak zorundalardi. Yani `bize mecburlardi.`
Biz `ne kadar cok is, o kadar cok para` diyen klasik reklam ajanslari gibi olamayiz. Hem mantalitemiz farkli, hem bunu istesek bile ekibimiz sinirli sayida insandan olusuyor. Dolayisiyla ayni anda zaten 1 veya 2 markadan daha fazla markayla calisma gibi bir sansimiz yok istesek bile. Durum boyle olunca, secici olan taraf biz olacagiz, yani yeni nesile ulasmak isteyen `markalar` bize mecburlar, biz onlara degil.
Bunlari soylemek isterdim ama dedigim gibi dikkatim dagildi sunum esnasinda. Ve bir sey soyleyemedim. Dolayisiyla ne onlar tatmin oldular, ne de ben tatmin olabildim. Bu paragrafi Yuce Zerey’in okumasini cok isterdim. Mail atayim hatta ona bi..
Ayrica, icimde kalan seyler bununla da sinirli degildi. Zaten 2 yildir kafamda donen, taslak olarak hazirladigim, ya da aktif olarak dunusup tasarlayip kullandigim dijital pazarlama stratejilerimden zerre bahsedemedim. Bu da benim icin buyuk bir kayip oldu. Ozellikle bu konudaki projelerimden bahsetmeyi cok isterdim, bir tanesinden bahsettim gerci ustunkoru.. SM Mesaj diye bir projem vardi, dusunmustum.. Sosyal medya mesaji.. Kullanicilarin cep telefonlarina, bloglari veya sosyal ag profilleri uzerinden sms almalarina dayaniyor, numaralarini gostermeden.. Kisaca bahsedebildim ama cok karisti, kimsenin bir sey anlayabildigini sanmiyorum. Bu ve bunun gibi reklam mecralarini daha etkin kullandirici projelerimden bahsetmek isterdim acikcasi..
En onemlisi, hayalimdeki Young Guns’in sadece reklam yapici bir ajans degil, kendi projelerini uretici bir ajans oldugundan bahsetmek isterdim, kismen bahsettim de.. Umarim anlatabilmisimdir..
Kismen degindigim ama net olarak aciklayamadigim baska bir konu da `reklamda yeni mecralar yaratmak` uzerineydi. `5 vakit reklam` diyerek ezanlarin sonlarina bile, simitlere kagittan tutacak yapip o tutacaklara bile reklam alinabileceginden bahsettim bunlara ornek olarak. Biraz ironik ornekler oldu ama aslinda neyi kastettigimi umarim anlamislardir.
Young Guns icin nasil bir markalasma stratejisi hayal ettigimden de bahsetmek isterdim. Sunumun basinda Yuce Bey’in o meshur sorusu uzerine, `biz musteriyiz kardesim, bize ne senin markalasma stratejinden` demesinden korktum.
Onlar da biraz tutarsizdi aslinda, bu da nacizane benim elestirim olsun onlara. Biri diyor ki `biz bu projeye su kadar para yatirdik, bize nasil para kazandiracaksiniz?` ; oteki diyor `biz musteriyiz, musteriye sunum yapiyorsunuz..`
Resmen kafamiz karisti, nelerden bahsedecegimizi bilemedik. Belki bu bir taktikti bilemiyorum.. Ama cok kotu bir taktikti! Sonra da `vay efendim kendilerini anlatamadilar…` Nasil anlatalim ki boyle? - Boyle bir sey demediler, derlerse diye hazir cevap olarak yaziyorum buraya
-
Kesin sinirlar cizilmesi gerektigini dusunuyordum bu konu hakkinda. Brief’in ucunun acik olmasi guzel bir seydi, ama sunum yapilacak kisilerin kim oldugunun daha `net` belirlenmesini isterdim. Yani musteriye mi sunum yapiyoruz, yoksa Young Guns’tan para kazanmak isteyen Project House yetkilileri, Young Guns proje koordinatitorleri ve danismanlarina mi.. Soyle bir sey olsa bence cok daha klas olurdu. Bu sunum musteriye yapiliyormus gibi olmaliydi, 2. elemeden sonraki 12 kisinin sunumu da Young Guns koordinatorlerine yapilmaliydi. Boylesi `bence` daha etkili sonuclar dogururdu. Kendimizi anlatamadik ki!?
`Olumsuz dusuncen olsun da, boyle olsun be Taci` dediginizi duyar gibiyim.. Kesinlikle katiliyorum. Aslinda bu bile olumsuz bir dusunce sayilmaz. Sadece gec kalmis bir oneri, bir gorus, bir elestiri aslinda. Muthis eglendim, harika insanlarla tanistim, bircok sey ogrendim, ve en onemlisi olmak istedigim seyde cok dogru bir karar vermis oldugumu gordum. Ugruna biraktigim her iki universiteden de zerre pismanlik duymuyordum, Project House ve insanlari bu duygumu daha da guclendirdi. Evet, reklamci olmak istedigim icin bir kez daha o guzel beynime tesekkur ediyorum.
Tesekkur etmek istedigim insanlar da var tabii ki. Herkesin isimlerini ogrenemedim belki, belki hepsiyle tanisamadik ama yuzleri beynime kazindi. Bundan 10 yil sonra herhangi birini Nikaragua‘da gorsem kosar sarilirim, o derece.
Adlarini ve tavirlarini hatirladigim insanlardan sempatik ve sicakkanli Cuneyt Devrim‘e; canayakin-anlayisli ama herkese esit mesafede durmayi basarabilen sevgili Ugur hocaya; her ne kadar itici olmak icin elinden geleni yapmaya calisip soguk dursa da icindeki sicakkanliligi saklayamayan Tugce Esener`e (fotograflar cok guzeldi!); Galatasarayli olmasina ragmen sempatimi kazanabilmis(!), harikulade muhabbeti olan Hakan Senbir‘e; Project House’un Yonetim kurulu uyesi olmasina ragmen oranin caycisiymis izlenimi verecek kadar alcakgonullu gorunumlu Serhat Akkilic‘a; bizi orada yalniz birakmayan Simto Alev ve geceye damgasini vuran hal ve hareketleriyle Tunc Kilinc‘a (Tunc seni seviyorum!); aklimizi her seferinde karistiran, bu nedenle hakkinda `bir daha bir sey soylerse kulaklarimizi tikayacagiz` dedigimiz Devletsah`a; modaci gorunumlu olmasina ragmen creatif direktor oldugunu 0.0001 saniyede anlayabildiginiz Cabbar Cem Ozdemir‘e; kafa dengi adam Sinan Gunal‘a, her seferinde yanibasimizda belirip bizi dinleyen Ulas’a; sigara icmeye ciktigimizda bize her seferinde usenmeden, kizmadan, yuzunu bile eksitmeden kapiyi acan Kemal abiye; grup arkadaslarim Seda (gecmis olsun, aramizdan erken ayrilmak zorunda kaldi), Sezen, Cenk ve Mustafa’ya; isimlerini hatirlayamadigim onca insana, Young Guns projesinde emegi olan, uzerinde kafa yoran herkese cok cok tesekkur ediyorum.
Son bir ekleme de Cuneyt Devrim’e.. Gecenin sonundaki toplu fotograf cekiminde cekilen fotolardan birinde sana ben tavsan kulagi yapmisim gibi gorunuyor ama valla Devletsah yapti!
Son olarak, sunu bilmelisiniz ki, orada bulunan 25 kisinin 25′i de; oraya gelmeden once de sizinle calismayi cok istiyordu. Ama artik `hayvanlar gibi istiyor.`

Biralar, pizzalar, yemekler, Play Station 3 ve her seyden once muthis agirlamaniz icin bir kez daha tesekkurler!
Yorumlar (5)



Sevgili Taci,
Öncelikle samimi paylaşımın cesur sunumun ve kaliteli performansın için seni tebrik ederim. Ben de o zaman kendimi ifade edeyim. Orada bahsedilen şu, evet karşında gençlere önem veren bir marka var. Ama sizden başka ajanslar varsa aynı şekilde siz hangi donelere, hangi sunuma hangi performansa göre seçileceksiniz. Bu müşterinin gençleri önemsemesinden bağımsız birşey. Çünkü marka önemli olarak görse bile bu önemi en doğru şekilde yansıtacağını düşündüğü ajansla çalışmak ister. Ajansın da konu ile ilgili görüşlerini, kim olduğunu, farkını, duruşunu iyi bir şekilde antlaması gerekir. Benim sorum da bununla ilgili idi.
Selamlar
Yüce
Samimi ve hızlı geri dönüşünüz için gerçekten çok teşekkür ederim. Şahsım hakkındaki fikirleriniz için de ayrıca teşekkürler. Mail attım cevap olarak.
Görüşmek üzere.
[...] Taci Yalçın – Üzerimden bir Young Guns geçti! [...]
Taci’cim sağol yorumların için. fenerli olman ayrı bir güzellik kattı:)
Ne demek efendim ben tesekkur ederim bloguma nazik ziyaretiniz icin
Ama Fenerbahceli olmamin guzellik katip katmadigina Ali Sami Yen’deki mactan sonra karar verelim bence
En kisa zamanda gorusmek uzere..